KDV İade İncelemelerinde Beyannamenin Bütünlüğü ve Mahsupların Geçerlilik Tarihine İlişkin Bir Görüş

Genel Bilgi: Bilindiği üzere, mükellefler ticaretini yaptıkları malların alımında veya imal edip sattıkları malların imalinde kullandıkları hammadde, malzeme vb. alımlarında ve ayrıca genel giderlerin veya amortismana tabi iktisadi kıymetlerin (ATİK) alımında ödedikleri KDV’lerini öncelikle satışını gerçekleştirdikleri mallar için hesapladıkları KDV’lerden mahsup etmektedirler. Aynı husus hizmet işletmelerinde yapılan genel gider ve ATİK alımları için de geçerlidir. Mükellefin satışlarının; · İhracat, · Yatırım teşvik belgeli alıcılara satış, · Deniz hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmet vb. tam istisna kapsamına giren işlemlerden, · Kısmi istisna kapsamında olmakla birlikte KDV iadesi yapılabilen özürlüler için üretilmiş araç-gereç teslimi gibi işlemlerden veya · İndirimli orana tabi satışlardan oluşması ve bu teslim ve hizmetlerin bünyesine giren ve fakat indirim yoluyla giderilemeyen KDV’lerinin bulunması durumunda mükellefin de iadesini talep etmesi halinde ilgili mali mevzuat hükümleri çerçevesinde iade edilmektedir. KDV iade talepleri nakden veya mahsuben, durumuna göre de bazen sadece mahsuben yapılabilmekte, mahsuben iadelerde genelde YMM veya Vergi İnceleme Raporu aranmamakta ve bazı iadeler de sadece Vergi İnceleme Raporu ile gerçekleştirilebilmektedir. Mükellef iadesini hemen almak istiyorsa da öncelikle teminat mektubu uygulaması bulunmaktadır. Sorun: Mükellefler iade taleplerini yaparken yüklendikleri vergilerin hesabını değişik yöntemlere göre yapabilmekte ve ancak maliyet muhasebelerine uyan en doğruya yakın dağıtım anahtarlarını kullanmak durumundadırlar. Yukarıda belirttiğimiz üzere bir mükellefin tam istisna kapsamına giren birçok değişik mal ve hizmet teslimi yanında indirimli orana tabi satışları da bulunabilmektedir. Böyle bir mükellefin konular itibariyle değişik iade talepleri olması durumunda ve bir konuda da vergi inceleme elamanınca iade incelemesi yapılması gereği hasıl olan durumlarda ilgili dönemler KDV Beyannamelerinin bir bütün olarak incelenmesi beklenmektedir. Ancak, uygulamada vergi inceleme elemanları “Ben sınırlı inceleme yapıyorum, sadece bana tevdi edilen konuya ilişkin olarak incelememi yaparım, diğer konulara ilişkin iade taleplerinizin benim yaptığım inceleme ile alakası yoktur, yeniden yaptığım dağıtım anahtarı diğer iade konularını etkilese de beni ilgilendirmez, kendiniz düzeltme yapın.” diyebilmektedirler. KDV İadesi uygulamalarını bilenler inceleme elemanının incelemeye bu şekilde yaklaşmasının mükellef için ne kadar ağır mali külfetler doğuracağını ve bunun kendilerine vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi olarak döneceğini tahmin edebilirler. Evet mükellef sonradan düzeltme yapabilir, ancak KDV iadesine ilişkin dönem ile düzeltme tarihi arasında bir süre geçmiş olacaktır. Yeni iade talebi düzeltme tarihinden sonra dikkate alınacağından ve daha önce de iade almışsa vergiyi mahsup etse bile vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile karşı karşıya kalacaktır. Örnek Olay: Mükellef (A) Ocak-Aralık 2008 yılları ihracatları için toplamda 500.000 TL yüklenim KDV beyan etmiş ve mahsuben iade almış olsun. Aynı mükellef Ocak-Aralık 2008 dönemi indirimli orana tabi satışları için izleyen yılda YMM raporu ile hesaplanan KDV ve iade edilemeyecek kısım 11.600 TL düşüldükten sonra 1.000.000 TL nakden veya mahsuben iade talep etmiş bunu da almış olsun. Vergi inceleme elemanı da indirimli orana tabi işlemler nedeniyle inceleme yapmış ve mükellefin/YMM’nin yaptığı yüklenim hesaplarını beğenmemiş ve yeni bir yüklenim hesabı yapmış olsun. Vergi inceleme elemanının Haziran 2012 tarihinde yaptığı dağıtım sonucu indirimli orana tabi satışlardan dolayı 800.000 TL iade hesaplasın ve mükellefe; “indirimli oran satışları ile ilgili iadenizin 200.000 TL olarak azalttığım kısmı aslında ihracatlara ilişkin yüklenimlerin eksik hesaplanmasından kaynaklanıyor, siz bunu kendiniz düzeltin” desin. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Ocak 2009 itibariyle mükellef indirimli oran satışlarıyla ilgili KDV iadesini 200.000 TL tutarında fazladan iade aldığından inceleme elemanı 200.000 TL vergi tarhiyatı yapacak, 200.000 TL vergi ziyaı cezası kesecek ve ayrıca mahsubun yapıldığı Şubat 2009 ayından yeni mahsubun yapılacağı Haziran 2012 tarihine kadar gecikme faizi de ayrıca hesaplanacaktır. Burada sormak gerekir ki, mükellefin buradaki suçu hatası nedir? Ortada mükellefin hak ettiği toplam tutarı belli bir KDV iadesi var, ancak bunun hangi satışlarından kaynaklandığının farklı yöntemlere göre tespiti ve buna göre mükellefe ceza kesilip kesilmeyeceği konusu var. Gelir İdaresi Başkanlığı Mükellef Hakları Bildirgesinde aşağıdaki taahhütlerde bulunmaktadır: -Vergi ile ilgili yükümlülüklerinizin yerine getirilmesinde sizlere her türlü kolaylığı sağlayacağız. -Yaptığımız işlemlerde ve gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerde vergi kanunlarının adil, hukuksal, tarafsız ve rekabeti koruyucu bir şekilde uygulanmasını esas alacağız. -Vergi incelemelerinde kanunları doğru, tarafsız ve tutarlı bir şekilde uygulayacağız. Oysa yukarıda verdiğimiz örnek değerlendirildiğinde; · Aynı beyanname konusu düzeltme yapılmayıp mükellefe kolaylık sağlanmadığı, · Beyanname konusu olayın bir yönünü görüp bir yönünü dikkate almayarak adil olunmadığı, · Vergi incelemesinde nihai olarak doğru ve tutarlı bir uygulama yapılmadığı anlaşılmaktadır. KDV beyannamesi aylık olarak verilen ve mükellefin o aydaki bütün işlemlerini kapsayan bir beyannamedir. Dolayısıyla yüklenim KDV’lerin hesaplanmasında yapılan bir dağıtım anahtarı bir usul değişikliğinin mükellef hakları da gözetilerek diğer iade konuları için de dikkate alınması gerekmektedir. Bunu en iyi şekilde sağlayabilecek kişi de incelemeyi yapan vergi inceleme elemanı olup, çözüm yolu da böyle durumlarda vergi idaresinin incelemenin bir bütün olarak yapılmasını sağlamasından geçmektedir. Başka bir çözüm yolu da düzeltme işlemleri sonradan yapılsa bile mahsupların geçerlilik tarihinin iadenin ait olduğu dönem itibariyle kabul edilmesidir. Böyle bir uygulama mükellefin haklarını koruyacak, vergi ziyaı ve gecikme faiz uygulamasını engelleyecek ve vergi inceleme elemanını da mükellef karşısında zor durumda bırakmayacaktır. 07.06.2012 Kadir KARAKAŞ Yeminli Mali Müşavir