Serbest Bölgelerde Eziyet

Serbest Bölgelerde Eziyet

Hatırlanacağı üzere, serbest bölgelerdeki vergi teşviklerinin büyük ölçüde kaldırılmasının ardından gelen yoğun tepkiler üzerine 12/11/2008 tarihli ve 5810 sayılı kanunla bazı düzenlemeler getirilmiş ve özellikle imalatçı firmalar açısından bu bölgelerde istihdam edilen personelin ücretlerinin gelir vergisinden istisna edilmesiyle ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 12/11/2008 tarihli ve 5810 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu İle Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesiyle 1/1/2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 7- 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar;

a) Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddeleri uyarınca yapılacak tevkifata etkisi yoktur.

b) Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85'ini yurtdışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır. Bu oranı % 50'ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.

c) Bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçlardan müstesnadır.”

Bu düzenleme yapılmamış olsaydı serbest bölgelerde istihdam edilen personel ücretlerine uygulanan gelir vergisi istisnası 31.12.2008 tarihinde sona ermekteydi.

Kanunla getirilen düzenlemenin yürürlük tarihi 1.1.2009 olmasına rağmen kanunun nasıl uygulanacağı konusunda bir tebliğ olmadığı için bu bölgede faaliyette bulunan firmalar tedirginlik içerisinde bekleyişlerini sürdürüyorlardı.

Beklenen tebliğ nihayet 12.03.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlandı.

Tebliğin yayınlanması ile birlikte aslında bu tedirginliğin boşuna olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Tebliğde getirilen düzenlemelerin karmaşıklığı, firmaları bir kargaşanın ve angaryanın içine sürüklemektedir.

Kanun düzenlemesi yapılırken gerek EBSO’nun ve gerekse Serbest Bölge Müdürlükleri’nin, yani uygulamanın içerisinde olan kesimlerin öneri ve raporları dikkate alınmadığından şimdi iş içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir.

Bu kadar basit bir kanuni düzenlemeyi Maliye Bakanlığı dahi formüle etmekte zorlanmış ve ancak 4 ay sonra 8-10 sayfalık bir tebliğ çıkararak konuyu örneklerle izaha çalışmıştır.

Tebliğ okunduğunda kafalardaki soru işaretlerinin kaybolmadığı, tam tersine yeni soru işaretlerinin oluştuğu gözlemlenmektedir.

Bu tebliğin uygulaması sadece Serbest Bölge firmaları için değil, diğer yandan Vergi Daireleri için de yeni bir angarya ve iş yükü yaratmaktadır.

Sisteme göre firmalar istisna kapsamında olan ücret ödemelerine ilişkin gelir vergilerini beyan ederek tahakkuk ettirecekler, ancak bu vergiler ödenmeyecek yani Vergi Dairesi bunları tecil edecek, daha sonra bu ücretlerin istisna kapsamına girdiği anlaşılırsa, tecil edilen vergiler Vergi Dairesi tarafından terkin edilecek, aksi halde tecil edilen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

Bazı durumlarda ise verginin ödenmesi, ardından firmaya iadesi sözkonusu olmaktadır.

Olayı karmaşık hale getiren kanunda yer alan “üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85'ini yurtdışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler” cümlesidir.

Bu düzenleme, “üretilen ürün” tanımından hareket ettiğinden, firmaların üretimleri ile satışlarının ayıklanması, dönemsel olarak üretimin ve satışların ilk giren ilk çıkar esasına göre ayrıca takip etmesi, üretimle ilgili ayrıca FOB bedellerini yıllık olarak tespit etmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır.

Ayrıca her ay ilave bir bildirim verme yükümlülüğü getirilmiş, yıllık olarak ayrıca ilave bir bildirim daha verilmesi ve YMM raporu yazılması da zorunlu kılınmıştır.

İşlemlerin basitleştirilmesi gereken yerde yeni formaliteler, bürokrasi ve angaryalar yaratarak ne yapılmaya çalışıldığını anlamak mümkün değildir.

Üstelik tebliğde verilen örnekler, pratikteki tüm uygulamaları kapsamamaktadır. Fason imalat, dahilde işleme, geçici ithalat, transit ticaret, Türkiye üzerinden yapılan İhracat, sipariş üzerine yapılan imalat gibi konularda bir çok problemlerle karşılaşılması muhtemeldir.

Kanunun ilgili bölümünün ivedilikle değiştirilerek imalat ruhsatı olan firmalarda çalışan personele ödenen ücretlerin istisna kapsamında değerlendirilmesi konuyu son derece basitleştirecektir.

Konunun karmaşık hale getirilmiş olması, burada faaliyette bulunan birçok yabancı yatırımcıyı tedirgin etmiştir.

Böylesine ağır bir ekonomik krizin yaşandığı ve işsizliğin gün geçtikçe arttığı bir ortamda, istihdama destek olunacağı yerde, istihdam yaratanların cezalandırılması bir çelişkidir.

Ortada böyle bir kanun varken ve böyle bir tebliğ yayınlanmış iken şu aşamada uygulamada tereddüt yaratan hususların netliğe kavuşmasını temin etmek amacıyla Vergi Dairesi Başkanlıklarından yazılı görüş almakta fayda vardır.