Kutsal Alacak

Her Vergi Dairesinin kapısında şu söz yazılıdır.; “VERGİLENDİRİLMİŞ KAZANÇ KUTSALDIR.” Çok anlamlı ve bir o kadar da derin mesajlar içeren kısa ve özlü bir cümledir. Çalışan ve üreten bir ekonomide kanunlara saygılı ve bilinçli her mükellef, kazancını ve vergisel işlemlerini doğru beyan etmeli, vergi kanunlarının kendisine yüklediği sorumlulukları harfiyen yerine getirerek vergilerini zamanında ve eksiksiz olarak ödemelidir. Bu, bir vatandaşlık görevi olduğu gibi; ülkemizin kalkınması, sağlık, eğitim, güvenlik gibi hizmetlerin yerine getirilebilmesi için aynı zamanda bir zorunluluktur. Gelelim günümüzün ekonomik görünümüne; 2001 yılından itibaren yaşanan ekonomik sıkıntılar ve son yaşanan global kriz üç aşağı beş yukarı aşağıdaki tabloyu ortaya çıkarmıştır; -hammadde, işçilik, enerji ve diğer imalat girdilerindeki maliyet artışları nedeniyle karlılık oranları son derece düşmüştür. -siparişler ve satışlar düştüğü için kapasite kullanım oranları gerilemiştir. -gelecek ile ilgili belirsizlik ve karamsarlık devam ettiği için yatırımlar durma noktasına gelmiştir. -şirketler, satışları artırmak için karlılıktan fedakarlıkta bulunarak ayakta kalma mücadelesi vermektedir. -vadeler gitgide arttırılmış, bilançolardaki alacakların miktarı önemli ölçüde artmıştır. -alacaklar vadesinde alınamadığı ve çekler vadesinde tahsil edilemediği için borç ötelemeleri ve yapılandırmaları gündemi sürekli meşgul etmekte firmalar tahsilat peşinde koşmaktadır. Kamu cephesinden baktığımızda; bütçe açığı sürekli artmakta, dış ticarette cari açık, dövizdeki hareketlilik sebebiyle kısmen azalmış olsa da kronik durumunu muhafaza etmekte, vergi gelirlerinde ciddi düşüşler yaşanmakta, tahsilat oranları düşmektedir. Diğer taraftan vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin oranı %70’lere yaklaşmıştır. Devlet, vergi mükelleflerini birer tahsilat şubesi gibi görmekte ve kullanmaktadır. Muhtasar, SGK primleri, KDV, ÖTV gibi vergiler, tahsilatı ve beyanı işletmelere yüklenmiş vergilerdir. Dolaylı vergiler genelde kazançla ilgili olmayan, tüketim veya el değiştirme ile ilgili vergilerdir. Yani şirketler kar etmeseler ve para kazanmasalar da bu vergileri devlet adına ilgililerinden keserler ve devlete öderler. İşletmelerde kar marjları son derece düştüğü veya neredeyse kalmadığı için aslında kutsal olması için vergilendirilecek kazançlar da önemli ölçüde azalmıştır. Peki şirketler kazançlarına fiilen sahipler midir? Yani kazançları şirketlerine intikal etmekte midir? Vadelerin uzaması, alacakların artması ve tahsilat problemleri sebebiyle şirket karlarının çok daha fazlası piyasalarda alacak olarak durmakta, bunların ne zaman şirkete intikal edeceği ise belirsizliğini korumaktadır. Bu alacakların bir kısmının KDV gibi dolaylı vergiler olduğu düşünülürse şirketler aslında devleti finanse eder duruma gelmiştir. En basit örnekle 6 ay vadeli mal satıp faturasını kesen bir işletmenin başına neler geleceğini bilmek için kahin olmaya gerek yoktur; Tahsil etmediğin KDV’yi ertesi ay beyan edip ödeyeceksin, Tahsil etmediğin fatura için kar hesaplayıp kurumlar vergisini ödeyeceksin, Tahsil etmediğin faturadaki malı üretmek için çalıştırdığın işçinin vergisini, primini yatıracaksın, Malı üretmek için aldığın hammaddenin gümrük vergisi yatıracaksın vs. vs. ve bunları kendi cebinden ödeyeceksin, sen tahsilatı ne zaman yaparsan yap, yapamazsan da senin sorunun ama bu vergileri zamanında yatırmazsan Maliye’nin ensende olduğunu da hiçbir zaman unutmayacaksın. Ödemelerini geciktirirsen faizini de ödeyeceksin ama ödediğin faizleri de gider yazmayacaksın. Tüm bunları yaparken üretmeye, istihdama, ihracata da devam edecek, ülke ekonomisine katkıda bulunacaksın. Şimdi, Vergilendirilmiş Kazanç Kutsaldır. Ama kazanç nerede? Kazanç ve fazlası piyasada alacak, çek, senet … Demek ki neymiş? VERGİLENDİRİLMİŞ ALACAK KUTSALDIR. Şirketlerin bilançolarındaki “KUTSAL ALACAKLAR” arttıkça işletmeler devleti finanse etmeye devam edecektir.