Kriz Yönetimi

Dünya ve Türkiye, yakın tarihin en derin krizlerinden birini yaşamaktadır. Bu kriz, Türkiye odaklı bir kriz değildir. Geçen yıl sinyallerini vermeye başlayan Mortgage Sistemindeki tıkanıklıklar, bu sene önce ABD olmak üzere Avrupa Ülkeleri ve diğer gelişmiş ülkelerde finansal krize dönüşmüş ve ardından bu kriz tüm dünyayı etkileyen ekonomik bir kriz boyutuna ulaşmıştır. Tüm dünyayı saran bu ekonomik kriz dalgasından Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değildir. Krizin sebepleri ve etkileri üzerine çok yazıldı, çizildi. Türkiye’de krizden çıkışla ilgili değişik kesimlerden çok farklı yaklaşımlar sergilenmiştir. Krizden çıkışla ilgili Türk Hükümetinin gerekli ve yeterli tedbirleri almadığı, daha doğrusu krizi ciddiye almadığı bilinen bir gerçektir. Böyle bir ortamda reel sektör olarak Hükümetin tedbir almasını bekleyerek zaman kaybetmek yerine kriz sürecini ve kriz sonrasını iyi planlamak gerekir. Bilindiği gibi 2001 krizi Türkiye odaklı bir krizdir, sebepleri ve sonuçları Türkiye ile sınırlı bir krizdir. Türk reel sektörü 2001 krizinde çok önemli bir şey öğrenmiştir. Yıllarca yüksek enflasyon döneminde çalışan Türk firmaları yüksek enflasyon, sürekli artan döviz kuru, yüksek faiz gerçeği ile bilançolarını yıllarca yüksek karlarla kapatmışlardır. 2001 krizi ile başlayan süreçte firmalar faiz, kur ve enflasyondan kaynaklanan faaliyet dışı karlardan büyük ölçüde mahrum kaldılar. Bu durum, firmaların daha çok verimlilik, rantabilite, faaliyet karlılığı, tasarruf, teknoloji konularına yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Bu kriz ise firmalara yeni kavramlar öğretecektir. Bu krizi doğru okuyan firmalar ayakta kalacak, diğerleri yok olacaktır. Öncelikle şunu unutmamak gerekir; hiçbir kriz sürekli değildir. Unutulmaması gereken bir diğer konu ise her kriz yeni fırsatlar ve yeni ufuklar doğurur. O halde firmalar olarak ne yapılması gerekir? - Motivasyon, moral ve mücadele ruhunu kaybetmeyin. İyimser ama ihtiyatlı olun. Bu tür krizleri yaratan ekonomik olaylar olsa da krizleri büyüten insanların gelecekle ilgili beklentilerinin değişmesidir. Kriz dönemindeki insan ve toplum davranışlarının psikolojik etkisini hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekir. - Kriz sonrası dönemlere ilişkin planlarınızı şimdiden yapın. Şu anki olumsuz tablolardan etkilenip büyüme, teknoloji yenileme amacıyla yapacağınız yatırımlardan vazgeçmeyin. Krizden çıkıp piyasaların açıldığı dönemlere hazırlıksız yakalanmamak için şimdiden alternatif planlar oluşturun. - Gerekiyorsa küçülün ama bunu hızlı yapın. Küçülmek, gelecekle ilgili beklentilerden vazgeçmek demek olmamalıdır. Unutmayın; çömelmeden zıplayamazsınız. - Maliyetlerinizi gözden geçirin. Verimliliğinizi ve çalışanların motivasyonunu arttırın. Zarar ettiğiniz ve işletme sermayesini sürekli azaltan ürün ve faaliyetleri durdurun. - Nitelikli personelinizi kaybetmeyin. Kriz dönemlerinde ve küçülme sürecinde işçi çıkarmak bazen kaçınılmaz olabilir, ancak kriz sonrası dönemlerde firmanın başarılarına katkı sağlayacak personelden vazgeçmeyin. - Pazar ve ürün çeşitliliğine gidin. Krizden etkilenmeyen veya nispeten daha az etkilenen Afrika, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetleri gibi bölgelere ihracat yollarını araştırın. - Yatırımlarınızı ve işletme sermayesi ihtiyacınızı uygun ve uzun vadeli finansmanlarla sağlayın. Mümkünse özkaynak oranınızı arttırın, atıl durumdaki değerleri ve varlıkları süratle nakde dönüştürün. Minimum stokla çalışın, kur riskine karşı opsiyon borsalarını kullanın. - “Küçük olsun, benim olsun” anlayışından vazgeçin. Globalleşen marka ve firmalar karşısında rekabet gücünüzü korumak için sektörünüzde işbirliği yollarını zorlayın. Birleşerek veya bütünleşerek büyüyün. - Mutlaka markalaşın ve uzmanlaşın. Dikey değil yatay büyüyün. Büyürken optimum büyüklük seviyesini iyi tespit edin. Küçük kalıp verimsiz, gereğinden fazla büyüyüp hantallaşmayın. Elbette her firmanın özelliğine göre alınacak başka tedbirler olacaktır, ancak bu krizi hafife almamak gerekiyor. Türk ekonomisi yapısal bir değişim geçirmektedir. Kriz dönemine denk gelen bu değişim, yerli yatırımcılar kadar yabancı yatırımcılar açısından da cazip fırsatlar doğuracaktır. Kriz ile birlikte firma değerleri ve gayrimenkul fiyatları düşmüştür. Ülkemizde birçok sektörde yabancı sermaye yoğunluğu artmış ve kriz sonrası dönemde daha da artması beklenmektedir. Türk girişimcisinin ve sermayesinin bu krizden en az yara ile sıyrılması için hızlı kararlar alıp doğru adımlar atması gerekmektedir.