KOD Uygulaması Tarih (Mi) Oluyor

KOD UYGULAMASI TARİH OLUYOR???

Bilindiği üzere, Maliye Bakanlığı naylon fatura kullanımını takip edebilmek için yıllar önce bir data bankası oluşturmuştur. Bu data yeni tespitlerle sürekli güncelleyerek naylon fatura kesen veya kullanan firmalar Bakanlık tarafından “olumsuz mükellef” olarak kategorize etmektedir.. Piyasada “KOD UYGULAMASI” olarak bilinen bu uygulama, Maliye Bakanlığının bu firmalar nezdindeki haksız uygulamaları nedeniyle ticari hayatı ciddi boyutlarda etkiler hale gelmiştir. Koda girmek ne kadar kolaysa koddan çıkmak bir o kadar zor hale gelmiştir. Bir defa koda girdiyseniz vay halinize. Kimse sizden mal almaz, vebalı gibi herkes sizden kaçar. Maliye genelde kuruların yanında yaşları da yakmayı sevdiğinden kod mağduru mükellefler kendi çabaları ile bu durumdan kurtulmak için debelenip durmaktadır. Sırf bu yüzden firma kapatıp yeni firma kuran işletme sahipleri çoğalmaya başlamıştır. Ticari dışlanmışlığın vahim sonuçlarını en iyi bu firmalar bildikleri için “kod uygulamasını bir de bu firmalardan dinlemek lazım. Anayasaya açıkça aykırı olan ve kanuni dayanağı olmayan bu kod uygulamasını emsal oluşturmak amacıyla hukuka taşımış bulunmaktayız. Vergi mahkemesinin kararı, haklılığımızı ortaya koymuş ve gerekçesi de Maliyeye bir vergi dersi niteliğinde yazılmıştır. Vergi Mahkemesi Kararı aynen şöyledir;

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

“Karar veren XXXX Vergi Mahkemesince dava dosyası incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, hakkında sahte belge kullandığı yönünde tespit bulunduğu gerekçesiyle 84 seri nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin “Özel Esaslar” bölümü gereği davacının olumsuz mükellefler listesine alınması işleminden kaynaklanmaktadır. Anayasa'nın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48.maddesinin 2.fıkrasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı, çalışma hakkı ve ödevi başlıklı 49.maddesinin 2.fıkrasında, devletin, çalışmaların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratma ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmiş, ''Vergi Ödevi'' başlığını taşıyan 73.maddesinin 3.fıkrasında da, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemelere göre devletin çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleri yapması ve buna dair tedbirleri alması bir görev iken çalışma çalışanlar açısından bir hak ve ödevdir. Gerek bu alanda yapılacak düzenlemelerin gerek çalışma hayatının bir sonucu olan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemelerin yasa ile yapılması ise zorunludur. Dayanağını Anayasa’ya uygun olarak çıkarılmış olan bu kanunlardan almayan düzenlemelerle bir takım hak ve yükümlülükler getirilemez. Bu suretle çalışma barışının sağlanması yanında, özel teşebbüslerin güvenlik ve kararlılık içinde çalışması da temin edilmiş olur. Dosyanın incelenmesinden; davacının, hakkında sahte fatura düzenlediği yönünde vergi tekniği raporu bulunan XXXXXXXXX .A.Ş.' nin faturalarını kullandığı gerekçesiyle 84 Seri No'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin “Özel Esaslar” bölümü gereği olumsuz mükellefler listesine alındığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada davacı, hakkında olumsuz tespit olduğu gerekçesiyle bir listeye dahil edilmiş olup gerek davalı idarenin, gerekse bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı gibi, Anayasa'da da buna izin veren bir hüküm de yer almamaktadır. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki yaratacağı gibi, Anayasa'da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla yasal dayanağı olmadan, hukuka aykırı bir biçimde idarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ile davacının hakkında olumsuzluk tespit edilen mükellefler listesi olarak adlandırılan listede yer alması mümkün bulunmadığından, davacının ''hakkında olumsuzluk tespit edilen mükellefler'' listesine alınmasına ilişkin dava konusu işlem hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE, dava konusu işlemin iptaline, Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, XXXXX tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” 12.10.2012

Tayfun ŞENOL
 Yeminli Mali Müşavir