Halka Açık Şirketlerde 6111 Sayılı Torba Kanun'dan Yararlanmanın Ortaya Çıkarabileceği Sorunlar

Bilindiği üzere 6111 Sayılı Kanun kapsamında bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 31 Mayıs 2011 tarihine kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve ayrıca, kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, yine 31 Mayıs 2011 tarihine kadar fatura düzenlemeleri ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir. Halka açık şirketler kurumlar vergisi mükellefi de olduklarından doğal olarak bu şirketler de 6111 Sayılı Kanun’un getirdiği kolaylıklardan ve diğer mali avantajlardan yararlanabilme hakkına sahiptirler. Ancak, halka açık şirketler için kesinleşmiş borçların veya kesinleşmemiş dava safhasındaki borçların yapılandırılması haklarından yararlanması şirket lehine işlemler olduğundan ortaklar açısından sorun teşkil etmemekle birlikte söz konusu Torba Kanun’un kasa, emtia ve ortaklardan alacaklar cari hesaplarının beyan yoluyla düzeltilme yoluna gidilmesi halinde ortaklar, şirket yönetim ve denetim kurulları, SPK ve şirketin denetimi yapan Bağımsız Denetim Şirketler bakımından ortaya yeni sorunlar çıkarabilecektir. Bu sorunlar ortaklar bakımından neler olabilecektir? Beyan yoluyla kasa, emtia ve ortaklar cari hesaplarının düzeltilmesi neticesinde 31.12.2010 tarihli bilançonun yapısı sonradan bozulmuş olacak ve aslında 31.12.2010 tarihi itibariyle düzeltilmesi gereken bazı hesaplar 2011 yılında Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hesabı ile düzeltildiğinden şirketin 2010 yılı ticari karının gerçek durumu yansıtmadığı ortaya çıkacak olup, 2011 yılı ticari karlarının azalmasına sebebiyet verecektir. Bu arada birçok şirket genel kurullarını yapmış ve eski yönetim ve denetim kurullarını da ibra etmiş olacaktır. Şirketten 2010 yılı kar paylarını alan veya alacak ortaklar bakımından sorun olmasa bile şirketin 2011 yılı kar paylarını ileride alacak ortaklar için sorun olabilecek ve hatta yönetim ve denetim kurullarını ibra etmeyebileceklerdir. Halka açık olmayan şirketlerde ise gerçek kişiler bakımından ise bunlar borçlarından kurtuldukları için zaten sorun yoktur. Ancak tüzel kişi ortaklar için sorun bitmemekte belki de yeni başlamaktadır. Çünkü, tüzel kişi ortaklar hali hazırda silinen bu borçlarını Vergi Usul Kanunu’nun 324.maddesi hükmü uyarınca bilançosunda özel bir karşılık hesabında takip etmek ve üç yıl içinde zararla itfa etmediği takdirde kar hesabına nakledip kurum kazancına dâhil etmek zorundadır. Şirket yönetim ve denetim kurulları için bu sorunlar, yukarıda da belirttiğimiz üzere ibra edilmemek olarak ortaya çıkabilecektir. SPK ve Bağımsız Denetim Şirketleri için bu sorunlar, 2010 yılı mali tablolarının gerçeği yansıtmaması ve bilanço tarihinden sonra ortaya çıkan kasa ve emtia noksanlarının nasıl olduğu, şirket yönetim kurulu ve denetim kurullarının bu işteki sorumluluklarının aranması, ortaklardan alacaklardan vazgeçilip vazgeçilemeyeceği, kayıtların düzeltilmesi için şirketçe ödenecek vergilerin ticari zararı artırması nedeniyle ortakların haklarının nasıl korunacağı, Bağımsız Denetim Şirketlerinin yaptıkları denetimin güvenilirliğinin sorgulanması gibi şekillerde ortaya çıkabilecektir. 6111 Sayılı Kanun’un yukarıda belirttiğimiz hükümlerinden yararlanılarak kayıtlarının düzeltilmesi halinde şirketlerin tam tasdikleri yapan Yeminli Mali Müşavirlerin bu konularla ilgili olarak sorumluluklarının aranmayacağı belirtilmiş olmasına rağmen Kanun’da SPK mevzuatı bakımından bağımsız denetim yapan kişi ve kuruluşların sorumlulukları hakkında herhangi bir hüküm yer almamıştır. Yukarıdaki yer alan açıklamalarımız birlikte değerlendirildiğinde halka açık şirketlerin 6111 Sayılı Kanun kapsamında kasa, emtia ve ortaklardan alacaklar cari hesaplarını beyan yoluyla düzeltilme yoluna gitmelerinin çok isteseler bile pek mümkün olmadığını söyleyebiliriz. 11.03.2011