Şüpheli Alacak İçindeki KDV İndirim Konusu Yapılabilir mi ?

Bilindiği üzere, ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlardan ilki tahakkuk, ikincisi de dönemsellik ilkesidir. Tahakkuk ilkesi bir gelir veya gider unsurunun ticari kazancın tespitinde dikkate alınması için doğmasının yani tahakkukunun yeterli olduğunu kabul eder. Dönemsellik ilkesi ise bir gelir veya giderin doğduğu değil, ait olduğu yıl dikkate alınması gerektiğini kabul eder. Başka deyişle ticari kazancın tespitinde gelir veya giderin tahsili/ödemesi şart olmayıp, tahakkuk etmesi yeterli olmaktadır. (SGK primi gibi bazı harcamaların gider yazılabilmesi için ödenmesi şarttır. Buna benzer istisnalar genel kaide olan tahakkuk esasına aykırılık teşkil edebilmektedir.)

Mali mevzuatta tahakkuk ilkesine GVK’nun 39.maddesinde açıkça vurgu yapılırken, 38.maddesinde ticari kazanç “dönem sonu ve dönem başı sermayeler arasındaki müspet farktır” tanımının içinde bilanço esasında gizlenmiştir. Dönemsellik ilkesi ise GVK 1., 38. ve 39.maddelerinde “takvim yılı” ve “hesap dönemi” kavramlarıyla ortaya konmuş ve VUK’nun 283. ve 287.maddelerinde “aktif ve pasif geçici hesap kıymetleri” açıklamaları ile kısmen tanımlanmış olmaktadır.

Tahakkuk esasına göre gelir veya hasılat kaydedilen bir ticari alacağın tahsil edilememesi ticaret yapan herkesin karşı karşıya kalabileceği bir durumdur. Tahakkuk esası nedeniyle tahsil etmediği bir net gelir veya hasılat üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ödemek durumunda olan ve sadece bilanço usulüne göre defter tutan mükellefler için tahsil edilemeyen ve şüpheli hale gelen bir alacak için VUK’nun 323.maddesi ile belirli şartların gerçekleşmesi halinde karşılık ayırma (gider yazma) imkanı tanınmıştır.

VUK’nun 323.maddesinde belirtilen şartların var olduğu varsayımıyla; şüpheli alacak KDV dahil mi yoksa KDV hariç tutar üzerinden mi ayrılmalıdır, şüpheli alacak içindeki KDV ne yapılmalıdır? Sorusuna cevap arayalım.

Mali idare uzun yıllar KDV’nin gelirin/hasılatın bir unsuru olmadığı gerekçesiyle şüpheli alacak içerisinde yer alan KDV için karşılık ayrılamayacağına dair görüşler vermiştir. Fakat daha sonra VUK 334 Nolu Genel Tebliğinde; KDV’nin ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve işletmenin alışları sırasında ödenen, işletme alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal veya hizmet ifasından kaynaklanan bir alacak olduğu açıklanmış ve VUK Madde 323’te yer alan şartların gerçekleşmesi, dönem kayıtlarına girmiş olması ve beyannamede beyan edilmesi koşuluyla KDV için de karşılık ayrılabileceği kabul edilmiştir.

Sözkonusu tebliğ ile mükelleflerin mağduriyeti kısmen de olsa giderilmiştir. Ancak mal ve hizmet satışında hesaplanıp beyan edilen KDV tebliğde belirtildiği gibi işletmenin alışları sırasında ödenen bir KDV değildir. Şüpheli alacak uygulamasına konu olan KDV mükellefin mal ve hizmet satışında hesapladığı, KDV beyannamesinde alıcıdan tahsil etmese dahi tahakkuk esasına göre beyan edip (varsa indirim KDV’lerden sonra) devlete ödediği bir vergidir. Aslında mükellef bu alım-satım işleminde aracı konumunda olup, alıcıdan tahsil ettiği varsayılan KDV’yi devlete ödemektedir.

KDV’nin gelirin/hasılatın bir parçası olmadığı, emaneten alıcıdan tahsil edildiği düşünüldüğünde eski uygulamaya paralel olarak şüpheli hale gelen alacağın KDV kısmı için “karşılık” ayırma işleminden ziyade şüpheli hale geldiği dönemde “İndirim KDV” hesabına dahil edilmesi ve hatta KDV’yi fiilen ödemeyen karşı taraf için de (eğer mükellef ise) indirim KDV hesaplarından çıkarttırılarak düzelttirilmesi hakkaniyete en uygun çözüm olacaktır.

Hali hazırda mükelleflere bu hak tanınmamakta ve devlet satıcı mükellefe finanse ettirilmektedir. Bu itibarla, şüpheli alacak içinde yer alan KDV için zaman içerisinde karşılık ayrılarak gider yazılmasını kabul eden mali idarenin, tahakkuk esasından sapmak anlamına gelse bile karşılık ayırmak yerine indirim yoluyla düzeltilmesi imkanını tanımasını temenni ediyoruz.

Hatta daha da ileri bir düşünce ile İndirim KDV ve Hasılat KDV beyanlarının tahsil esasına göre yapılması gerektiği yönünde görüşler de bulunmaktadır.

KADİR KARAKAŞ

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR

ALTERNATİF BAĞIMSIZ DENETİM VE YMM A.Ş.